top of page

KÖŞE YAZISI

2 gün önce
1 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 23 saat önce

TABULA RASA

“İnsan doğduğunda tamamen boş bir tablettir” düşüncesi, özellikle John Locke ile özdeşleşen tabula rasa yaklaşımı, Batı düşüncesinde çok büyük etkiler yarattı. Ancak küçük bir düzeltme önemli: Locke, zihnin doğuştan hiçbir yeteneğe sahip olmadığını söylemekten çok, doğuştan hazır fikirlerin (innate ideas) bulunmadığını ve bilgimizin deneyimden kaynaklandığını savunuyordu.

En büyük etkisi: Eğitimin önemini artırması

Eğer insanın düşünceleri doğuştan belirlenmiş değil de deneyimlerle oluşuyorsa, eğitim insanı değiştirebilir sonucu ortaya çıkar.

Bu düşünce zamanla çocuk eğitiminin önem kazanmasına, öğretim yöntemlerinin geliştirilmesine ve kişinin yetiştiği çevrenin dikkate alınmasına katkıda bulundu. Çocuğun yalnızca “doğasının gereğini yapan küçük bir yetişkin” değil, deneyimleriyle biçimlenen bir birey olduğu düşüncesi güçlendi.

İnsanlar arasındaki farklılıklara bakışı değiştirdi

Tabula rasa düşüncesinin önemli sonuçlarından biri de şuydu:

İnsanların düşünsel farklılıklarının tamamını doğuştan gelen özelliklerle açıklayamayız; yetiştirilme biçimi, eğitim ve deneyimler de önemlidir.

Bu yaklaşım, kalıtsal ayrıcalıkların ve insanların doğuştan belirlenmiş toplumsal konumlara sahip olduğu düşüncesinin sorgulanmasına katkıda bulundu. Locke'un siyaset felsefesindeki doğal haklar ve yönetimin meşruiyetine ilişkin düşünceleri de sonraki liberal siyasal düşünce üzerinde ayrıca etkili oldu.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page